Bir Asırlık Kurgu & William Maxwell

The New Yorker’ın kurgu editörü Deborah Treisman’ın derlediği kitaptan ikinci seçimim William Maxwell’in “Love” adlı hikâyesi. Sevginin en masum hali, bir öğrencinin gözünden okuyucunun kalbine dokunur ve seçilebilecek en yalın sözcüklerle karşımızda durur.
Tahtada bir ad belirir —Palmer metoduyla— yazılmış bir isim: Miss Vera Brown. Bir öğrencinin ağzından dökülüyorsa en sevilendir, en mutlu edendir. Anlatıcımız, bir öğrenci, beşinci sınıfın öğretmenini “hercai bir menekşeye” benzetiyor. Ah, bu çiçekler, her hikâyedeler.
Öğretmeniyse, sınıfı Alvin ve Sincaplar’a. Eski bir çizgi film (1983) olduğunu anlıyoruz ve bir metinden bir kültüre ait yeni şeyler öğreniyoruz. İşte gerçek zenginlik.
Öğretmen, sınıfa her döndüğünde masasında öğrencilerin bırakmış olduğu türlü nesnelerle karşılaşır. Bu bazen büyük bir elma, su matarasına yapıştırılmış bir yıldız çiçeği ve çiçeklerle süslenmiş bir kutu. Anlatıcımız söylememesine rağmen birçoğunu hayal edebiliyoruz; notlar, çizimler, kalpler ve süslü çıkartmalar…
Yazarımız William Maxwell’in başlıkta kastettiği “sevgi” işte tam burada ama sözcüklerle değil (eylemlerle) açığa çıkıyor. İznin olur mu Maxwell, hikâyenin adını “Sevgi Dili” diye değiştirsek?
İlerleyen satırlarda öğretmen, yönetmeni D. W. Griffith olan Hearts of the World (Dünyanın Kalpleri) filmine öğrencileriyle birlikte gider. Mekânı okul (sınıf) olan bir hikâyede, yazar niye bu filme referans veriyor olabilir? Hikâyeden yine bir şeyler öğreniyoruz. O da filmin, 1918 tarihli bir savaş-dram karışımı bir propaganda filmi olduğuna dair “izlemeden edindiğimiz” bir bilgi.
Ertesi gün öğrenciler, “asıl” öğretmenin masasında oturan “vekil öğretmeni” görür. Günler geçip gider; öğrenciler, öğretmenini özlemiştir ve hiçbir şey konuşulmamıştır. Bu duygu “vekil öğretmen” için de çok zorlayıcıdır. Bir pazartesi sabahı, öğretmen zorlanarak, “Miss Brown’un hasta olduğunu ve dönem sonuna kadar gelemeyeceğini” tüm sınıfa söyler.
Anlatıcımızın ağzından şu sözler dökülür:
“We meant to have her four our teacher forever. We intended to pass right up through the sixth, seventh, and eighth grades and on into high school taking her with us.” (353)
Maxwell bu dili çok masum ve bilindik bir yerden kurar. Aynı sınıftaki arkadaşı Benny’nin ailesinin yardımıyla adresini bulurlar. Bir yabancının (yaşlı bir kadın) yönlendirmesi sonucunda onu gördüklerinde, Miss Brown’un sanki “onları tanımadığı hissine” kapılırlar. “Flick recognition” dediği sahnede anlatıcı şu sözlerle karşımızdadır:
“She managed a flicker of recognition but I was struck dumb by the fact that she didn’t seem glad to see us. She didn’t belong to us anymore. She belonged to her ilnesses.” (354)
Arkadaşı Benny, soğuk bir tonla, “Umarım en yakın zamanda iyileşirsiniz,” der. Bir hafta sonra, Lincoln Evening Courier gazetesinden, “23 yaşındaki Miss Brown’un veremden vefat ettiğini” öğrenirler.
Ve hikâyenin kapanışı, bir çocuğun dünyasındaki “mezarlık” betimlemesiyle biter. Bu betimlemede mezar taşları vardır: “Sevgi dolu hatırasına” diyerek örnek verdiği: “In loving memory of, infant daughter of, beloved wife of” olarak çoğalan taşlar…
O taşlar arasında, o gün kapıyı açan yabancının, öğretmenine sadakati bir çocuk gözüyle gözlemlenmiştir ve öğretmenin anısına yaşatılan bir çiçeğin özeninde; hatırladıklarını kolay kolay unutmaz.
Bahsi geçen eserler:
A CENTURY OF FICTION IN THE NEW YORKER 1925-2025 EDITED BY DEBORAH TREISMAN. New York: Alfred A. Knopf, 2025.
Görselde kullanılan fotoğraf Barbara Burkhardt’ın William Maxwell, A Literary Life adlı kitabın kapak görseli, yayıncısı: Illinois Üniversitesi Yayınları.
— Aslıhan Atalar